Iron Man mi Daha Verimli, Superman mi?
Bu soru ilk bakışta biraz saçma görünebilir.
Sonuçta Superman bir uzaylı.
Iron Man ise pahalı oyuncakları olan çok zengin bir mühendis.
Ama biraz düşünelim.
Superman neredeyse sınırsız güce sahip.
Uçabiliyor.
Yorulmuyor.
Kurşun işlemiyor.
Iron Man ise sürekli bakım isteyen bir zırh kullanıyor.
Bataryası bitiyor.
Sistemi arızalanabiliyor.
Parça değiştiriyor.
Yazılım güncellemesi alıyor.
Peki hangisi daha verimli?
Aslında bu sorunun cevabını verebilmek için önce verimliliğin ne olduğunu bilmek gerekiyor.
Çünkü maksimum kapasite ile maksimum verimlilik aynı şey değildir.
Fabrikalarda OEE'nin yanlış anlaşılması da genellikle burada başlıyor.
Bir Fabrika Süperman Olabilir Mi?
Bir üretim hattı düşünelim.
Makinalar durmadan çalışıyor.
Çevrim süreleri mükemmel.
Vardiyalar tam kapasite.
OEE değeri %90.
Kağıt üzerinde her şey harika görünüyor.
Ama aynı fabrikanın deposunda satılamayan ürünler birikiyor.
Müşteri şikayetleri artıyor.
İade oranları yükseliyor.
Bu durumda şu soru ortaya çıkıyor:
OEE yüksekse neden işler iyi gitmiyor?
Çünkü OEE verimliliği ölçmez.
En azından tek başına ölçmez.
OEE Aslında Neyi Ölçer?
OEE (Overall Equipment Effectiveness) üç temel bileşenden oluşur:
Kullanılabilirlik
Performans
Kalite
Formül oldukça basittir:
OEE = Kullanılabilirlik × Performans × Kalite
Bu nedenle OEE aslında ekipmanın üretim potansiyelini ne kadar kullandığını gösterir.
Ancak işletmenin kârlılığını doğrudan ölçmez.
Müşteri memnuniyetini ölçmez.
Doğru ürünü üretip üretmediğinizi de ölçmez.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Literatür Bize Ne Söylüyor?
OEE kavramı ilk olarak Japon bakım yönetimi yaklaşımlarının bir parçası olarak geliştirilmiştir.
Özellikle Seiichi Nakajima'nın Toplam Üretken Bakım (TPM) çalışmaları, ekipman verimliliğinin sistematik şekilde ölçülebilmesini amaçlamıştır.
Zamanla OEE yalnızca bakım ekiplerinin değil, üretim yöneticilerinin de kullandığı temel performans göstergelerinden biri haline gelmiştir.
Ancak akademik çalışmalar ilginç bir noktaya dikkat çekmektedir.
OEE ile işletme performansı arasında güçlü ilişki bulunmasına rağmen, bu ilişki her zaman doğrusal değildir.
Vaka Analizi 1: İsveç Üretim Endüstrisi
Jonsson ve Lesshammar tarafından gerçekleştirilen çalışmada üretim performans göstergeleri incelenmiştir.
Araştırmacılar yüksek OEE değerlerine sahip bazı tesislerde müşteri memnuniyetinin beklenen seviyede olmadığını gözlemlemiştir.
Bunun temel nedeni üretimin etkin yapılması ile doğru ürünün üretilmesinin aynı şey olmamasıdır.
Çalışmanın dikkat çekici sonucu şudur:
Bir işletme çok verimli şekilde yanlış ürün de üretebilir.
Vaka Analizi 2: Otomotiv Üretim Hatları
Muchiri ve Pintelon tarafından yapılan araştırmalarda OEE değerlerinin üretim performansı ile ilişkisi incelenmiştir.
Araştırmacılar OEE'nin ekipman performansını değerlendirmede güçlü bir araç olduğunu ancak işletme başarısını tek başına açıklayamadığını belirtmiştir.
Özellikle;
teslimat performansı,
müşteri şikayetleri,
kalite maliyetleri,
süreç yeterliliği
gibi göstergelerin de birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Vaka Analizi 3: Yalın Üretim Uygulamaları
Çeşitli yalın üretim uygulamalarını inceleyen araştırmalar, yalnızca OEE artışına odaklanan projelerin zaman zaman beklenen sonuçları veremediğini göstermektedir.
Bazı işletmelerde OEE yükselirken stok seviyeleri de yükselmiştir.
Bazılarında üretim hızlanırken kalite maliyetleri artmıştır.
Bu nedenle araştırmacılar OEE'nin bir sonuç göstergesi değil, bir yön gösterici olarak değerlendirilmesini önermektedir.
OEE'nin En Büyük Yanlış Anlaşılması
Bir fabrikanın OEE değeri %85 olabilir.
Bu harika bir sonuç olabilir.
Ama şu soruların cevaplarını bilmiyorsak eksik bir tablo görüyoruz demektir:
Müşteri memnun mu?
Kalite maliyetleri ne durumda?
Süreç yeterliliği yeterli mi?
Stoklar sağlıklı mı?
Teslimatlar zamanında mı?
Yalnızca OEE'ye bakmak bazen bir futbol takımını yalnızca topa sahip olma oranına göre değerlendirmeye benzer.
Top sizde olabilir.
Ama maçı yine de kaybedebilirsiniz.
Sahadaki Karşılığı
Birçok organizasyonda OEE zamanla amaç haline gelebilmektedir.
Oysa başlangıçta yalnızca bir ölçüm aracı olarak tasarlanmıştır.
Bu durum bazen ilginç sonuçlar doğurur.
Üretim duruşları azaltılır.
Çevrim süreleri iyileştirilir.
Makinalar daha fazla çalışır.
Ancak aynı dönemde müşteri şikayetleri veya kalite maliyetleri artmaya devam edebilir.
Bu noktada problem OEE değildir.
Problem tek bir göstergenin bütün sistemi açıklayabileceğine inanılmasıdır.
Hiçbir gösterge bunu yapamaz.
Peki Iron Man mi Superman mi?
Aslında doğru cevap ikisi de değil.
Çünkü verimlilik yalnızca güç değildir.
Kaynakları ne kadar etkili kullandığınızla ilgilidir.
Bir sistem sonsuz kapasiteye sahip olabilir.
Ama doğru sonuç üretmiyorsa verimli değildir.
OEE de tam olarak bunu hatırlatır.
Yüksek OEE her zaman başarılı işletme anlamına gelmez.
Ama düşük OEE çoğu zaman bir şeylerin yolunda gitmediğini söyler.
Yazarın Notu
Kalite dünyasında bazı sayılar zamanla kutsallaştırılır.
OEE de bunlardan biridir.
Oysa hiçbir gösterge tek başına gerçeği anlatamaz.
Sayılar pusuladır.
Harita değildir.
Bir fabrikanın performansını anlamak istiyorsanız yalnızca OEE'ye değil, müşterinin ne gördüğüne de bakmanız gerekir.
Çünkü üretim hattı kendisini başarılı ilan edebilir.
Son sözü yine müşteri söyler.
Kaynakça & Referanslar
- Nakajima, S. Introduction to TPM: Total Productive Maintenance.
- Jonsson, P., & Lesshammar, M. (1999). Evaluation and improvement of manufacturing performance measurement systems.
- Muchiri, P., & Pintelon, L. (2008). Performance measurement using Overall Equipment Effectiveness (OEE): literature review and practical application discussion.
- Dal, B., Tugwell, P., & Greatbanks, R. Overall Equipment Effectiveness as a measure of operational improvement.
Teknik ve edebi yazılarla yazariz.com topluluğuna katkı sağlamaktadır.